“Bu yolculukta öne çıkan isimleri keşfedin.”
Ebu Cehil
Kureyş kabilesinin Mahzüm kolundandır. Asıl adı Amr bin Hişâm’dır. Mekke’nin en varlıklı ve nüfuzlu liderlerinden biri olup, keskin zekâsı ve hitabet gücüyle tanınırdı. Peygamberliğin ilk yılarından itibaren İslâm’a şiddetie karşı çıkmış, Müslümanlara yapılan baskı ve zulümlerin başını çekmiştir. Bedir Savaşı’nda müşrik ordusunun komutanı olarak yer almış ve savaşta öldürülmüştür. Gururlu, inatçı ve kibirli kişiliğiyle Mekke’de İsläm karşıtlığının sembolü håline gelmiştir.
Ebu Süfyan
Kureyş kabilesinin Beni Ümeyye kolundandır. Asıl adı Sahr’dır. Mekke’nin önde gelen tüccarlarından ve Kureyş’in siyasi liderlerindendi. İslåm’ın ilk dönemlerinde Peygamber’e karşı çıkmış, Bedir Savaşı öncesinde müşrik kervanını korumakla görevliydi. Daha sonra Uhud ve Hendek savaşlarında müşrik ordularının liderliğini üstlenmiştir. Mekke’nin tethinden hemen önce Müslüman olmuş, ardından Peygamber’in yanında yer almıştır. Zekäsı, liderliği ve siyasi kabiliyetiyle Kureyş’in en etkili isimlerinden biriydi.
Ebu Leheb
Haşimoğulları’ndan ve Abdülmuttalib’in oğludur. Asıl adı Abdüluzzá’dır; yanaklarında ki kırmızılıktan dolayı “Ebü Leheb” künyesi ile anılmıştır. Alah Resülü’nün amcasıdır ancak peygamberliğe açıkça karşı çıkarak müşriklerin safında yer almıştır. Kaynaklarda zengin, keyfine düşkün, gösterişi seven ve iri bir kimse olarak tanımlanır. Peygamber’e söylediği çirkin sözler üzerine Tebbet Sûresi indirilmiş ve bu sürede ismi açıkça anımıştır.
Velid Bin Muğire
Kureyş kabilesinin Mahzüm kolundandır ve Ebü Cehi’in amcasıdır. Mekke’nin en zengin ve nüfuzlu kişilerinden biriydi; söz ve edebiyat konusundaki yeteneğiyle de tanınıdı. Peygamber’in getirdiği Kur’an ayetlerini duyduğunda etkilenmiş, onun sözlerinin büyüklüğünü kabul etmiş fakat kibri ve toplumsal konumunu kaybetme korkusu nedeniyle iman etmemiştir. Kureyş ileri gelenlerini Peygamber’e karşı kışkırtan isimlerin başında gelmiştir. Gururiu, gösterişi seven ve makamına düşkün bir karakterdi.
Ümeyye Bin Halef
Kureyş kabilesinin Cumah kolundandır. Mekke’nin zengin tüccarlarından ve ileri gelenlerinden biriydi. İslåm’ın ilk dönemlerinde Müslümanlara büyük düşmanlık beslemiş, özellikle Bilâl-i Habeşi’ye yaptığı ağır işkencelerle tanınmıştır. Peygamber’e karşı yürütülen baskı ve direnişin öncülerindendi. Bedir Savaşı’nda yenilgi sonrası kaçarken Biläl-i Habeşi tarafından fark edilip çevresindeki müslümanlar tarafından öldürülmüştür. Kibirli, acımasız ve zalim bir karaktere sahipti.
Mut'im Bin Adi
Kureyş kabilesinin Nevfeloğulları kolundandır. Mekke’nin saygın ve itibarlı kişilerindendi. İslām’ı kabul etmemiş, ancak boykot sürecinde Müslümanların içine düştüğü duruma daha fazla dayanamamıştı. Haşimoğulları’na uygulanan boykota karşı çıkmış ve onun kaldırılmasında önemli rol oynamıştır. Ayrıca Tâif dönüşünde Peygamber’e eman vererek Mekke’ye güvenli şekilde girmesini sağlamıştır.
Ebu Talib
Haşimoğulları’nın lideridir ve Abdülmuttalib’in oğludur. Allah Resülü’nün amcası ve Hz. Ali’nin babasıdır. Resülullah çocukluğunun büyük bölümünü onun yanında geçirmiş, bu durum aralarında güçlü bir bağ oluşlurmuştur. Yumuşak huylu, merhametli fakat Mekke’nin geleneksel değerlerine bağlı bir karaktere sahiptir. Döneminde itibarlı bir konuma sahipti ve Mekke halkı arasında saygınlığı yüksekti.
Varaka Bin Nevfel
Kureyş kabilesinin Esed kolundandır ve Hz. Hatice’nin amcasının oğludur. Cahviiye döneminde Hristiyan olmuş, İbranice öğrenmiş ve Tevrat ile İncili incelemiştir. Yaşhılığında gözleri görmez håle gelmiştir. Hz. Muhammed’e ik vahiy geldiğinde, Hz. Hatice onu Varaka’ya götürmüş; Varaka, gördüğü varlığın Cebräil a.s. olduğunu söyleyerek onun peygamberliğini müjdelemiştir. Ancak aradan geçen kısa bir zaman somra vetat etmiştir.
Esad Bin Zürare
Hazrec kabilesindendir ve Medineli ik Müslümanlardan biridir. Akabe Biatı’na katılan altı kişilk ilk Medine heyetinin içindedir ve bu buluşmayı organize eden kişidir. İslâm’ı kabul ettikten sonra kavmi arasında daveti yaymış. Medine’de İslâm’ın ilk öncülerinden olmuştur. Dirayeti, davete öncülüğü ve samimiyetiyle Medine’de İslam’ın kökleşmesinde önemli rol oynamıştır.
Abbas (R.A.)
Haşimoğuları’ndan ve Abdülmuttalib’in oğludur. Allah Resülü’nün amcasıdır ve Kureyş’in saygın, varlıklı simalarındandır. Müslüman olduktan sonra bir süre Mekke’de kalarak bu durumu, müslümanların lehine kullanmak için gizli tutmuştur. Uhud Savaşı öncesinde müşrik ordusunun hazırlıklarını Peygamber’e bir mektupla bildirerek Müslümanları uyarmıştır. Yumuşak huylu, ileri görüşlü ve güvenilir bir kişiliğe sahiptir.
Bilal (R.A.)
Habeşistan asıllı olup Kureyş’in Cumah kolundan Ümeyye bin Halef’in kölesidir. İslâm’ı köle iken kabul etmiş ve bu yüzden ağır işkencelere maruz kalmıştır. Günlerce süren eziyetlere rağmen “Ahad, Ahad!” diyerek inancından asla dönmemiştir. Hz. Ebû Bekir tarafından hürriyetine kavuşturulmuş, Allah Resûlü’nün en yakın sahabilerinden biri olmuştur. Güçlü ve güzel sesiyle İslâm’ın ilk müezzini olarak ezanı okumuş ve bu göreviyle birlikte islam mücadelesinin sembol isimlerinden biri hâline gelmiştir.
Esma (R.A.)
Kureyş kabilesinin Teym oğulları kolundandır ve Hz. Ebü Bekir’in kızıdır. Peygamber’in eşi Hz. Aişe’nin kardeşi ve Zübeyr bin Avvâm’ın eşidir. İslâm’ın ilk dönemlerinde genç yaşta Müslüman olmuş, hicret sırasında müşrikler tarafından aranan Peygamber ve babasına gizlice yiyecek ile su ulaştırarak büyük cesaret göstermiştir. Medine’ye hicret ettiğinde oğlu Abdullah bin Zübeyri dünyaya getirmiş, imandaki dirayeti, sabrı ve cesaretiyle İslåm tarihinde örnek bir şahsiyet olmuştur.
Ebubekir (R.A.)
Kureyş kabilesinin Teym oğulları kolundandır. Asıl adı Abdullah’tir. Peygamber’den iki yaş küçüktür ve gençliğinden beri onun yakın dostudur. Dürüstlüğü, güvenilirliği ve nezaketiyle tanınır; Mekke’de herkes tarafından saygı duyulan bir tüccardır. Peygamber’in davetini kabul edenlerden olmuştur. İslâm’ın yayılmasında büyük rol oynamıştır. Peygamber’in risaletine tereddütsüz inanması ve onu hiçbir zaman yalnız bırakmaması sebebiyle “Es-Sıddîk”, yani “en sadık dost” lakabını almıştır.
Hamza (R.A.)
Haşimoğulları’ndan ve Abdülmuttalib’in oğludur. Allah Resûlü’nün amcası, çocukluk arkadaşı ve süt kardeşidir. Cesareti, gücü ve mertliğiyle tanınmış; gençliğinde Kureyş’in önde gelen savaşçılarından biri olmuştur. Zamanının çoğunu avcılıkla geçirir, siyasete pek karışmazdı. Peygamberliğin ilk yıllarında Resûlullah’a yapılan bir hakarete öfkelenerek Müslüman olmuş ve İslâm’ın ilk koruyucularından biri hâline gelmiştir. Bedir Savaşı’nda büyük kahramanlıklar göstermiştir.
Ömer (R.A.)
Kureyş kabilesinin Beni Adi kolundandır. Peygamber’den on üç yaş küçüktür. Cesareti, hitabeti ve kararlıhığıyla tanınır. İslåm’ın ilk dönemlerinde Müslümanlara karşı sert bir tavır sergilemiş, ancak İslām’ı kabul ettikten sonra Resülullah’ın en büyük destekçilerinden olmuştur. Müslümanlığını ilan ettikten sonra Müslümanlar ilk kez Käbe’de topluca ibadet etmeye cesaret edebllmiştir. Güçlü iradesi, adalet anlayışı ve hak konusundaki tavizsiz duruşuyla tanınır.
Ali (R.A.)
Haşimoğulları’ndan, Ebû Tâlib’in oğlu ve Allah Resûlü’nün amcasının oğludur. Çocuk yaşta Resûlullah’ın yanına yerleşmiş, onun evinde büyümüş ve onun terbiyesiyle yetişmiştir. Genç yaşta İslâm’ı ilk kabul edenlerdendir ve Peygamber’in davetini açıkça ilan ettiği günlerde hep yanında yer almıştır. Cesareti, ilmi ve derin imanı ile tanınır. Bedir’de büyük bir kahramanlık göstermiş, İslâm’ın en seçkin simalarından biri olmuştur.
Osman (R.A.)
Kureyş kabilesinin Ümeyye Oğulları kolundandır. Zenginliği ve ahlakıyla tanınan bir tüccardı. Peygamber’in kızı Hz. Rukiyye ile evlenmiş, onun vefatından sonra diğer kızı Hz. Ümmü Gülsüm ile evlenmiştir; bu sebeple “Zinnûreyn” (iki nur sahibi) lakabıyla anılmıştır. İslâm’ın ilk dönemlerinde Müslüman olmuş, hicret edenlerin ilki arasında yer almıştır. Yumuşak huylu, haya sahibi ve cömert bir kişiliğe sahiptir.
Nuaym Bin Abdullah (R.A.)
Kureyş kabilesinin Beni Adî kolundan olup Hz. Ömer’ile aynı soyda buluşmaktadır. İslām’ın ilk yıllarında gizlice Müslüman olmuş, inancını bir süre çevresinden saklamıştır. Hz. Ömer, Peygamber’i öldürmek niyetiyle yola çıktığında onu durdurup kız kardeşinin de Müslüman olduğunu söyleyerek yönünü o tarafa çevirmiştir. Bu olay, Hz. Ömer’in hidayetine vesile olmuştur. Zeki, tedbirli ve sağduyulu bir karaktere sahipti.
Tarık, Halid Dede, Rim
Gerçek bir hikâyeden esinlenilerek kurgulanmış karakterlerdir. Rim, Tarık ve Halid Dede, Mekke’nin hemen dışında yaşayan küçük bir ailedir. Köylerine yapılan bir eşkıya baskını sırasında Halid Dede, torunlarını aceleyle deveye bindirip onlara bir yön gösterir. O günlerde torunlarına yardım edebileceğine inandığı tek kişi olan Resülullah’ı bulmalarını ümit eder. Kendisi ise köydekilere yardım etmek için geride kalır. Çocuklar önce Mekke’ye, ardından Medine’ye ulaşır; daha sonra Halid Dede de Medine’de torunlarına katılır. Hikâyeleri, Resûlullah’a komşu olukları umulan Filistinli şehit; Rim, kardeşi Tarık ve Halid Dede’nin gerçek hayatından esinlenmiştir. Filmin son sahnesinde Rim’in “Peygamber bizim için bir ev de bulabilir mi?” sorusuna Hz. Alı’nin “Kim bilir, belki ona komşu olursunuz” cevabıyla, şehitlerimizin hatırasının unutulmaması amaçlanmıştır.